İnfertilite Tanısı İçin İstenilen Testler

antalya kadın doğum uzmanı

İNFERTİLİTE TANISINDA İSTENİLEN TESTLER:



Doktorla ilk görüşme tedavi sürecinin en önemli basamaklarından biridir. Muayenehanemize gelirken, o zamana kadar yapılmış olan tüm tetkiklerinizi, varsa rahim filminizi, geçirilmiş operasyonlara ya da önceki infertilite tedavilerinize ait raporları, başka bir hastalığınız varsa (örneğin kalp hastalığı, diyabet) durumunuzu gösteren tıbbi raporları beraberinizde getirmeniz tedaviye geçiş süremizi kısaltır.Bu yüzden elinizdeki tüm test sonuçlarınızı muayeneye gelirken yanınızda getirmeniz önemlidir.


İlk muayene için adetinizin belli bir gününde olmanız gerekmez, herhangi bir günde bu değerlendirme yapılabilir.



Öncelikle tıbbi geçmişiniz ve varsa geçmişteki infertilite tedavileri veya gebelikler ile ilgili detaylı sorular sorarak anamnez alınır. Tetkikleriniz, filmleriniz, raporlarınız incelenerek, dosyanıza kaydedilir.



Sonrasında detaylı jinekolojik muayene ve ultrasonografi yapılır ve son 1 yıl içinde yapılmamışsa Smear testi alınır ve bazı testler istenir:



Hormon Testleri


Kadınlarda üreme ile ilgili hormonların düzeylerinin saptanması en önemli incelemelerin başında gelirFSH, LH, Estradiol, Prolaktin, Testosteron, DHEA - S ve TSH, üreme ile ilgili önemli bilgiler vermekte olup, adetin 2 ile 4. günleri arasında yapılmaktadır. Özellikle FSH düzeyi yüksek olan hastalar tedavinin hızlandırılması açısından uyarılmalıdır, çünkü yüksek FSH düzeyleri yumurtalık fonksiyonlarının zayıflamakta olduğunun bir göstergesidir.

Yumurtlama(Ovulasyon) Takibi


Günümüzde ovulasyon (yumurtlama) takibi için yapılan en duyarlı yöntem ultrasonografi (USG) ile yumurtalıkların görüntülenmesi ve yumurta gelişiminin takibidir. Adet kanamasının 3 veya 4. gününde yapılan USG, o dönemdeki yumurta gelişiminin takibi için temel oluşturmakta olup, bu dönemde görüntülenebilecek kistlerin saptanması açısından da önemlidir. Tetkik, adetin 8-10. günlerinden itibaren günlük olarak tekrarlanarak yumurtanın olgunlaşması (18-24 mm) izlenebilir. Bu çapa erişmiş olan yumurtalar ovulasyon aşamasına gelmiştir. Bu inceleme aynı zamanda infertil çiftlerde yumurtalıkların ve rahmin yapısı hakkında ciddi bilgi vermektedir.

HSG (Rahim ve Kanal Filmi)


İnfertilite tanısında en önemli testlerden biri olan histerosalpingografi (HSG) herhangi bir tedaviye başlamadan önce rahim içinin ve üreme kanallarının görüntülenmesini sağlayan en önemli tetkiklerden biridir. Rahim ağzından içeriye verilen boyalı sıvının rahim ve üreme kanallarından geçişinin görüntülenmesi tekniğidir. Üreme kanallarının tıkanıklık ya da yapışıklıklarında sıvı geçişi gözlenmez. Anestezi gerektirmeyen bu işlem hafif ağrılı olabilmektedir.


Histerometri


Tüp bebek programlarında uygulanacak tüm tedaviler için uterus (rahim)'un anatomik özelliklerinin bilinmesi çok önemlidir. Bu amaçla rahim ağzının boyu ve rahim içersinin boyunun ölçülmesi, rahim ağzından girilerek rahim tepesine değecek şekilde metal bir çubuk (histerometre) ile yapılır. Jinekolojik muayenenin bir parçası olarak tanımlanabilecek bu işlem esnasında hafif ağrı hissedilebilir.


Laparoskopi


Genel anestezi altında göbek altında 1-2 cm büyüklüğünde açılan bir delikten karın içine sokulan fiberoptik teleskop ile üreme organlarının detaylı olarak incelenmesi ve gerektiğinde düzeltici cerrahi girişimlerin uygulanabileceği bir yöntemdir. Tanısal değerinin yanında gerektiğinde endometriozis, yumurtalık kisti, dış gebelik, karın içi yapışıklıklar, myomlar gibi bir çok kadın hastalıklarının tedavisinde de kullanılmaktadır.


Histeroskopi


Rahim içinin değerlendirilmesinde kullanılan en etkili tanı yöntemidir. Sadece tanı amaçlı olmayıp, gerektiğinde aynı seansta rahim içinde ufak cerrahi müdahalelerin yapılabilmesine olanak vermektedir. ışlem çoğunlukla genel anestezi altında yapılır. Özellikle rahim içindeki perdeler (septum), polipler veya myomların tedavisi için kullanılabilecek basit ancak etkili bir işlemdir.



ERKEK İNFERTİLİTESİNDE İSTENİLEN TESTLER

Öncelikle bir üroloji uzmanı tarafından erkeğin sorgulanması ve muayene edilmesi önemlidir.Değerlendirme sonrası testlere geçilir.


Semen Analizi



Erkek infertilitesinin değerlendirilmesindeki en önemli test mastürbasyon sonrası elde edilen ejakülatın incelenmesine dayanan semen analizidir.

Hastaların bu analizi yaptırırken dikkat etmesi gereken kurallar şunlardır:

* Ejakülatın 2-6 gün cinsel perhizi takip eden günde verilmesi,

* Ejakülatın infertilite merkezi tarafından sağlanacak steril bir kabın içine toplanması,

* Mastürbasyon yapılırken sperme zararlı olabilecek tükrük, sabun ya da kayganlaştırıcı maddelerin kullanılmaması,

* Ejakülatın tercihen klinikte veya 60 dakika içinde kliniğe ulaşacak mesafede verilmiş olması,

* Erkek infertilitesi tanısının konabilmesi için hastanın en az iki ay ara ile yapılmış 3 tetkikinin olması gerekmektedir.


Hormonal Testler


Erkek infertilitesinde hormonal tetkikler ancak semen analizi ya da fizik muayenede bir bozukluk saptanmışsa yapılır. Üreme hormonlarının düzeyleri basit bir kan testiyle saptanabilir. Özellikle semen analizinde sperm saptanmayan erkeklerde yapılan bu tetkiklerin sonuçları nedenin testis kaynaklı olup olmadığı konusunda önemli bilgiler vermektedir. Hormon tetkikleri içinde en önemli olanları Testosteron, FSH ve LH'dir.




Testisten sperm elde edilmesi işlemi PESA, MESA, TESA, TESE (MıKRO)


Eğer menide sperm yoksaPESA, MESA, TESA veya TESE uygulanır. Bu işlemlerin hangisinin hastaya uygun olduğuna bir üroloji uzmanı tarafından karar verilir ve bu karar doğrultusunda üroloji uzmanı ve embriyoloji laboratuvarı ile koordineli olarak işlem gerçekleştirilir. Bu işlemlerin hepsi lokal anestezi altında gerçekleştirilir.



PESA (Percutan Sperm Aspirasyonu):
Bu yöntemde hastanın testisleri uyuşturulduktan sonra, bir iğne ile testislere herhangi bir cerrahi işlem yapılmadan enjektör ile girilerek bir miktar doku çekilir. Bu çekilen dokuda sperm araştırılır. Eğer yeterli miktarda sperm var ise olay sonlandırılır. PESA'nın avantajı testislere cerrahi uygulanmadığından daha kısa sürede iyileşmesi ve kolayca tekrarlanabilmesidir. Ancak dezavantajı da bu yolla yeterli miktarda sperm elde edilemeyebilir ve komşu dokulara zarar verebilir olmasıdır.



(Mikro Epididmal Sperm Aspirasyonu):
Testislerde spermleri testisten dışarı taşıyan kanalların (Epididim) yokluğu ya da tıkanıklığında uygulanır. Testisler ince bir kesi ile açılarak epididime ulaşılır. Mikro cerrahi ile şişmiş tubulden ince iğne ile aspirasyon yapılarak laboratuvara ulaştırılır. Sperm bulunmuş ve sayıca yeterli ise kesi yerleri kapatılarak işleme son verilir .



TESA (Testiküler Sperm Aspirasyonu):
Testisler bir kesi yardımı ile çevre dokulardan ayrılarak dışarı çıkarılır ve farklı bölgelerinde gene ince iğne yardımı ile doku aspire edilir. Daha sonra bu dokular laboratuvar ortamında incelenerek sperm varlığı araştırılır; sperm bulunursa ve yeterli sayıda ise işleme son verilir. TESA,MESA'ya uygun olmayan ya da testisin belirli bölgelerinde az miktarda sperm üretiminin olduğu düşünülüyorsa uygulanır.



TESE (Testiküler Sperm Ekstraksiyonu):
Bu yöntem testiste sperm üretiminin çok az ve belirli bölgelerde minimal miktarda olduğunun düşünüldüğü hastalara uygulanır. TESE hastanın testislerin küçük bir operasyonla açılıp parça alınarak sperm araştırılması işlemidir. Testislerden parça alınma işlemi oldukça kolaydır. Lokal anestezi altında testisler küçük bir kesi ile açılarak testis dokusundan farklı yerlerden bir kaç parça alınır ve bu parçalar tüp bebek laboratuvarına iletilir. Bu doku parçaları mikroskop altında ayrıştırılarak, sperm varlığı araştırılır. Sperm var ise spermler diğer dokulardan ayrıştırılır ve kullanılmak üzere hazırlanır.

TESE'nin özel mikroskoplar altında yapıldığı mikro TESE denilen yöntem ile hastanın testislerinde sperm üretiminin olduğu bölgeler daha iyi görülerek, sperm bulma olasılığını arttırılmıştır.